Hizmetlerimiz

Hizmetlerimiz

DİŞ BEYAZLATMA İŞLEMİNİN ETKİ SÜRESİ

Diş beyazlatma işlemi 18 yaş ve üzerindeki hastalarımızda uygulanmaktadır. Etkisi uzun sürelidir. Beyazlatma uygulandıktan sonra tekrar diş renginde geriye dönüş söz konusu değildir. Ancak genetik nedenler, ilaç kullanımı gibi nedenlerden dolayı %5 oranında sonuç alamadığımız hastalarımız olmaktadır.

Bunlar dışında yapılan işlem sonrasında besinlerin dişlerdeki etkileri gidermek için detertraj (diş temizletme) yeterlidir. Ancak birey tekrarlatmak isterse işlem ancak 2 yıl sonra tekrar uygulanabilir.

Diş beyazlatma, görsel sonuçları son derece tatmin edici olan bir uygulamadır. Diş beyazlatma işleminin diş sağlığı açısından eksileri yoktur. Buna en güzel örnek biz diş hekimlerinin de diş beyazlatmayı kendimiz için uygulamış olmamızdır.

İki çeşit beyazlatma yöntemi vardır: Evde uygulanan beyazlatma ve kliniklerde uygulanan beyazlatma yöntemi. En sağlıklı olan kesinlikle hekim kontrolünde olması yönünden kliniklerde uygulanan beyazlatma yöntemidir. Evde uygulanan beyazlatma yönteminde, diş etlerine sızan ilaçlar diş eti sorununa neden olacağından önermemekteyiz.

Klinikte yapılan beyazlatma yönteminde öncelikle diş etleri opaldam ile koruma altına alınır. Daha sonra diş mine yüzeylerine bleaching (beyazlatma) ilacı uygulanır ve lazerle aktive edilir. Dişlerin dentin tübüllerindeki sıvı ile ilaçtaki sıvı yer değiştirir ve böylece dişlerde beyazlama meydana gelir.

Genellikle 1 seans (ortalama 30 dakika) sürer ancak kişinin dişlerinin doğal beyazlığına bağlı en fazla 2-3 seans da sürebilir. Asitli içecekler, sigara, tetrasiklin içerikli ilaçlar, kahve ve şarap tüketilmesi önerilmemektedir. Asitli içecekler dişlerin hassasiyetini artıracağı için, kahve ve şarap ise renklendirici olduğu için önerilmemektedir.

Zirkonyum Diş Kaplamaları

Zirkon diş kaplaması, diş hekimliğinin temel gereksinimleri olan estetik, sağlamlık, doku uyumu ve doğallık konularında bugüne kadar ulaşılan en yüksek kaliteye sahip üründür.

Estetik diş hekimliğinde her geçen gün metal alt yapılı porselenlerden uzaklaşılmaktadır. Biyolojik uyum, doğal görüntü, estetik ve mekanik direnç gibi istediğimiz tüm özelliklere sahip olan bu sistemde alt yapı olarak metal yerine beyaz bir alaşım olan ‘zirkonyum’ kullanılır.

Zirkonyum alt yapılı porselenleri hem ön dişlerde kullanabilecek kadar estetik olmaları, hem de arka dişlerde kullanılabilecek kadar sağlam olmaları sebebiyle güvenle tercih etmekteyiz. Bu sistemler kişilerin yaşam kalitesini artırmaktadır.

ZİRKONYUM KULLANIM ALANLARI


  • Beyazlatma gibi metotlarla sonuç alınmayan ileri derecedeki (antibiyotik, flor vb.) renkleşmelerde kalıtsal yapı renkleşmelerinde,
  • Önceden dişleri kesilmiş kişilerde,
  • Ayrık dişleri birleştirmede(diastema kapama),
  • Ağzında metal destekli köprü –kuron(kaplama)olan kişilerde,
  • Kırık dişlerin düzeltilmesinde,
  • Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde,
  • Çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde(ortodontik tedavi alternatifi olarak),
  • Dolgu yapılamayacak kadar aşırı madde kaybı olan dişlerde…

ZİRKONYUM DİŞ KAPLAMALARININ AVANTAJLARI


  • Yalıtıcı özelliğiyle sıcak soğuk hassasiyeti gelişmez.
  • Zirkonyum ışığı geçirdiklerinden doğal diş yapısına çok benzer estetik oluşturur, çok iyi yapılmış olan metal destekli porselenlerde bile bir matlık ve yapaylık vardır. Bu nedenle özellikle ön dişlerde ‘zirkonyum’ tercih edilir.
  • Metal destekli porselenler bazı ışıklarda ağızda yokmuş gibi koyu renk bir boşluk görüntüsü verirler. Zirkonyum da ise aynı doğal diş gibi her türlü ışığı geçirirler.
  • Metal destekli porselenler kuron–köprü (kaplamalar) mekanik olarak dişe yapıştırılırlar. Zirkonyum ise mekanik ve kimyasal olarak dişe tutturulur. Bu yüzden metal desteklilere göre tutuculukları çok daha yüksektir.
  • Alt yapısında metal olmadığı için kuron-diş eti hizasında koyu renk bir çizgi olmaz. Daha estetik bir görüntü sağlanır.
  • Porselen yüzeyleri son derece pürüzsüz olacağı için sigara ve benzeri sebeplerden kaynaklanan lekelenmeleri ve diş taşı oluşumlarını minimuma indirir.
  • Kahve, çay, sigara gibi dış etkenlerle renk değiştirmez.
  • Ağızda tat bozukluğuna, dişeti problemlerine ve ağız kokusuna yol açmayan sağlıklı bir materyaldir.
  • Önceden yapılmış olan metal destekli porselen kuronlar nedeniyle dişetinde oluşan baskı ve morluklar zirkonyum (kaplamaların) kuronların uygulanmasıyla tamamen ortadan kalkar, estetik ve doğal bir görüntü elde edilir.
  • Diş eti çekildiğinde, zirkonyum estetik görünümlerini korurken, metal destekli porselenler diş ile birleştikleri bölgede kötü bir görüntü oluştururlar.
  • Alt yapıda kullanılan bazı metallere karşı (nikel vb.) oluşabilecek alerji riski zirkonyum alt yapılı porselenlerde yoktur.
  • Vücudumuzla mükemmel uyum sağlandığı için diş eti hastalığı olan ya da diş eti hastalığına yatkın olan kişilerde rahatlıkla kullanılabilir. Diş etiyle uyumu çok iyidir ağız hijyenine önem verildiği takdirde diş eti problemi yaratmaz.

ZİRKONYUM DİŞ KAPLAMASININ UYGULANMASI


  • Öncelikle anestezi yapılarak diş hazırlıkları yapılır ve dişlerinizden ölçü alınır. Bir sonraki aşamaya kadar estetik olarak diş yüzeylerinizin boş gözükmemesi için geçicileriniz yapılır ve bunlar diş yüzeylerine yapıştırılır. Bu ayrıca dişlerinizdeki olası hassasiyetleri de engeller.
  • 2. aşamada laboratuarda hazırlanan altyapı provayla diş eti uyumu kontrol edilir.
  • Son aşamada da estetik prova yapılır. Yapıştırma işlemi öncesinde bir ya da iki seans, istenilen renkte hazırlanmış maketlerinizin dişlerinize ve yüzünüze uyumu kontrol edilerek bitim aşamasına geçilir. Ortalama tüm bu işlemler 7-10 gün içerisinde tamamlanır.

Her bireyin kendine özgü yüz özellikleri, mizacı ve karakteristiği vardır. Kişiyi görsel anlamda tanımlayan en önemli faktörlerden olan dişlerin tasarımında bu faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekir. Dijital gülüş tasarımı ile tüm ayrıntılar dijital ortama aktarılır ve özel yazılımlarla değerlendirilerek kişiye olabilecek en özgün tasarım planlanır.

Dijital gülüş tasarımı, estetik diş hekimliğinde önemli bir yere sahip olup hekim-hasta iletişimini profesyonel düzeye taşıyan bir protokoldür.

Tasarımın yapılıp size ağız içinde gösterilmesi ortalama 2 seans sürer. İlk seansta kayıtlarınız alınır, ikinci seansta ise “Mock Up” adını verdiğimiz uygulama ile bu tasarım ağız içinde size gösterilir. Tasarım sonucunda belirlenen yöntemlere  göre tedavilere başlanır. Bundan sonraki seanslar dişlerinizin durumuna ve yapılacak işleme göre değişsede çoğunlukla 3 seansta sonuca ulaşılabilmektedir.

Dijital gülüş tasarımı için başvurulan seansta stüdyo ekipmanı altında fotoğraf ve video çekimleri yapılır. Aynı seans, üzerinde tasarım yapılabilmesi için üst ve alt çenenizden birer ölçü alınır.

Dijital gülüş tasarımı 3 ila 5 gün içinde hazırlanır. Bu süreçte, ilk randevuda kaydedilen veriler hekim tarafından dijital ortamda değerlendirilir ve öngörülen gülüş dizayn edilir. Gülüş dizaynı yapılırken bireyin yüz hatları, göz, kulak, burun, çene ucu vb. parametreler göz önünde bulundurulur. Diş formları belirlenirken vizajizm (visagism) konseptine uygun olarak kişinin tarzıyla dinamik bir armoni sağlanması esastır.

Alınan ölçüler üzerinde dijital tasarım modele dönüştürülerek modelin test edilmesi ve hastaya sunulması için ikinci randevu verilir.

Hazırlanan dijital tasarım modeli üzerinden elde edilen bir silikon kalıp (mock up) dişlerinizin üzerine yerleştirilir. Hekimin yönlendirmesi ile bu tasarımı ayna karşısında veya kamera kaydı alınarak incelenebilir. Daha sonra silikon kalıp (mock up)malzemesi ağızdan çıkarılır.

Dişlerin bir veya birkaçının, olması gereken pozisyondan çok önde/dışarıda olduğu durumlarda, o dişin pozisyonunu değiştirmeden bir prova yapılması sağlıklı olmayacaktır. Bu nedenle bu tür dişler ideal tasarımın %100 doğrulukla prova edilmesini engelleyebilir. Ancak karar aşamasında bu durum hekim ve hasta tarafından göz önünde bulundurularak planlama yapılır.

Hekim, ideal gülüş tasarımına ulaşılabilmesi için mevcut dişlere ne gibi işlemler yapılması gerektiğini varsa alternatifleriyle detaylı olarak anlatır. Dijital gülüş tasarımı genellikle Ortodonti, Dental İmplant ve Diş Eti uygulamalarının yalnız veya birlikte uygulanmasıyla sağlanır.

Kabul edilen tedavi prosedürüne göre hekim hastaya yeni bir randevu vererek tedaviyi başlatır. Yapılacak tüm tedaviler ile mevcut durum kayıt altında tutulur ve her şey dijital tasarıma göre planlanır.

Prova seansının temel amacı; kişinin gülüş tasarımını onaylayarak kabul etmesi, onaylamadığı noktaları ifade etmesi ve bu noktaların istenen şekilde değiştirilerek düzeltilmesidir. Küçük değişiklikler aynı seans içinde yapılabilirken (tek bir dişin uzunluğunun artırılması/azaltılması gibi) daha büyük değişiklikler için seansın yeni bir randevuda tekrarlanması gerekebilmektedir.

Prova seansında kullanılan materyal hem dayanıklılık hem de görünüm açısından yeterli değildir ve kısa sürede prova amaçlı olarak üretilip kullanılır. Ancak tedavi sürecinde hazırlanacak dişler dayanıklı materyaller kullanılarak, özel yöntemlerle laboratuvar koşullarında üretilir.

Eksik dişler sevimlidir ama sadece çocuklarda:) Yetişkinlerde eksik dişler hem estetik hem de sağlık açısından problemler doğurmaktadır. Kaybettiğiniz dişlerinizi geri kazanmak için implant uygulamalarını faydalanın. İmplant tedaviniz sonrası size verilen implant sertifikanız ile implantınıza ait bilgiler kayıt altına alınmış olur, dünyanın her yerinden bu bilgileri ihtiyacınız dahilinde kullanabilirsiniz.

Dental implant diş eksikliklerinde üzerine protez yapmak için kullanılan titanyum vida sistemidir. Çene kemiğine yerleştirilen dental implantlar diş kökü gibi görev yaparlar. Tek diş eksikliklerinde, komşu sağlam dişlere dokunulmadan eksik dişi tamamlamak mümkün olabildiği gibi çoklu diş eksikliklerinde hareketli protez yerine sabit protezler kullanabilmek dental implantlar sayesinde mümkündür. Tam dişsizlik durumlarında özellikle alt çenede kullanımı zor olan, ağızdan sürekli çıkmaya eğilimli hareketli protezleri implantlar sayesinde sabitlemek mümkündür.

Diş hekimliğinde implant tedavisi sonunda protezlerin tamamlanması klasik tedavilere göre daha uzun sürmektedir çünkü titanyum yapının kemikle bütünleşmesi için 2, 5 ila 4 ay, ilave olarak çene kemiğine herhangi bir müdahalede bulunulduğunda veya üst çenede sinüs boşluğunu kaldırma işlemi uygulanmışsa 6 ay kadar beklemek gerekmektedir. Ancak bu süre sonunda alınan sonuçlar oldukça yüz güldürücü ve çok daha uzun ömürlüdür.

Özellikle uzun yıllardır dişsiz olan hastaların mevcut protezleri kemikte değişim devam ettiğinden dolayı zamanla uyumunu kaybederek hareket etmeye, vuruklara neden olmaya başlar. İmplant üstüne yapılan protezler sabit bir temelin üstüne yapıldığı için hareket etme veya ağızdan çıkma özelliği bulunmamaktadır. Hareketli protez istemeyen veya kemiğin tutuculuğunu kaybettiği kişilerde uygulanabilir.

Lokal anestezi altında yalnızca dental implantın yapılacağı bölge uyuşturularak yapılan operasyonlar ağrısızdır. Operasyon öncesinde reçete edilen ilaçların alınması, işlem sonrasında antiseptik gargaraların kullanılması ve iyi bir ağız bakımıyla iyileşme süreci atlatılır.

Yanakta hafif şişlik veya renk değişiklikleri beklenir ancak ilk 24 saat yapılan soğuk tampon uygulamasıyla ödem hızlıca azalacaktır. Şiddetli ağrılar görülmez, doktor tarafından önerilen ağrı kesici ilaçlar ilk gün oluşabilecek ağrıyı kolaylıkla kontrol altına almakta yeterlidir.

Üst çenede ortalama 3 ay, alt çenede ise ortalama 2 aylık bir sürede implantların kemikle birleşmesi beklenir ve üzerlerine porselen kaplamalar yapılır. İnce veya yetersiz yükseklikte kemik varlığında ek işlemler uygulanmışsa bekleme süresi 6 aya kadar uzayabilir.

Tek diş çekimi yapılıp çekim boşluğuna herhangi bir kesi yapmadan aynı seansta implant yerleştirilebilen durumlarda mümkündür.

Dental implantlar titanyumdan üretilmektedir. İnsan vücuduna son derece biyouyumlu olan titanyum, her hangi bir alerji riski yaratmayan, toksik olmayan kıymetli bir metaldir.

Kontrol altında olmayan önemli bir sistemik hastalığı olan, radyoterapi veya yakın dönemde kemoterapi alan bireylerde yapılması sakıncalıdır. Ancak hastalık kontrol altına alındığı takdirde implant herkese yapılabilir. Muayenede yeterli kemik saptanamazsa ek işlemlerle önce kemik altyapısı oluşturduktan sonra implantlar yerleştirilebilir.

Yapılan birçok çalışmada sigaranın implant ile kemik bütünleşmesini engellediği kanıtlanmıştır. Sigara içen bireylerde implantın düşme riski normalden 2-3 kat yüksektir.

Dental implantın ömrü doğal dişler gibidir. Normal ağız ve diş bakımı iyi yapıldığı sürece çok uzun yıllar kullanılır.

Evet, mini dental implant teknolojisi sayesinde mevcut hareketli protezler ameliyat sonrasında implantlara adapte edilerek kullanılabilir.

All On Four implant tekniği, tam dişsiz hastalarda belirli açılarla yerleştirilen dört adet dental implant üzerine aynı gün diş protezinin sabitlenmesini sağlayan bir prosedürdür.

All On Four tedavisinin avantajlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Tam dişsiz hastalara aynı gün, tek bir cerrahi işlem ile sabit diş protezi yapılabilme imkanı sunar.
  • Sinüs yükseltme ameliyatı, kemik ilavesi gibi herhangi bir ileri cerrahi işlem uygulanmadığından operasyon daha kolaydır.
  • Dental implant ameliyatı süresi daha kısadır.
  • Kullanılan dental implant sayısı azaldığından ve ilave cerrahi işlem gerektirmediğinden dolayı, maliyeti klasik dental implant tedavisine oranla daha düşüktür.
  • Kişiye özel planlanabilen, estetik bir görünüm ve gülme hattı, gülüş estetiği sağlar.
  • Temizliği ve bakımı, klasik dental implant üstü sabit diş protezlerine göre daha kolaydır.
  • Hareketli diş protezi kullanamayan, bulantı refleksi olan hastalar için uygundur.
  • Dizaynı tam diş protezlerine (damaklık) göre farklıdır. Hastanın damak kısmını kaplamadığından alışması ve kullanımı daha kolaydır.
  • Gerekli tedavi seans sayısı az olduğundan, şehir dışında ikamet eden hastalar için uygundur.

All On Four tedavisi, dental implant ameliyatına engel teşkil edecek herhangi bir sistemik hastalığı bulunmayan ve yeterli kemik hacmine sahip tüm tam dişsiz (hiç dişi olmayan) hastalara uygulanabilir.

All On Four tedavisi planlanan hastalara önce detaylı bir klinik ve radyolojik muayene yapılması gerekmektedir. Bilgisayarlı tomografi (BT) üzerinde ölçümler yapılarak hastaya uygun bir planlama yapılır.

All On Four prosedürü, cerrahi ve diş protezi işlemleri olarak iki aşamadan oluşmaktadır. Tedavi günü hastaya planlamaya uygun şekilde 4 adet dental implant yerleştirildikten sonra aynı gün geçici diş protezi, dental implantların üstüne sabitlenir. 3 ay sonra ise hastaya daimi diş protezleri yapılır.

Her dental implant operasyonu sonrasında olduğu gibi işlem sonrası bir miktar ağrı ve şişlik görülebilmektedir. Ancak bu şikayetler, doktorunuzun tavsiyesine uygun olarak kullanacağınız ilaçlarla rahatlıkla kontrol altına alınabilmektedir.

All On Four işlemi lokal anestezi altında rahatlıkla yapılabilen bir prosedürdür. Ancak anksiyete ve korkusu yüksek düzeyde olan hastalarda sedasyon ya da genel anestezi altında da yapılabilmektedir.

İşlem sonrası dental implantların üzerine sabitlenen geçici diş protezinizi hemen kullanabilirsiniz. Ancak dental implantlar ile kemiğin kaynaşma süreci olan 3 aylık dönemde doktorunuzun size tavsiye edeceği bir diyet şekliyle beslenmeniz gerekmektedir. 3 aylık süreç tamamlandıktan sonrasında yapılacak daimi protezinizle arzu ettiğiniz şekilde beslenebileceksiniz.

Yapılan çalışmalar, All On Four işleminin uzun dönemli takiplerinde yüksek başarı oranına sahip bir tedavi yöntemi olduğunu göstermektedir.

3D Çene ve diş tomografisinin temel prensibi bir objenin iç yapısı ve çevresini çoklu projeksiyonda göstermesidir. 3D Tomografi ile hastalar daha az radyasyona maruz kalır ve tedavi planlaması daha doğru bir şekilde yapılabilir.

Ağız içinde gömülü 20 yaş dişlerinin kemikteki pozisyonunun, anatomik bölgelerle olan ilişkisinin (alt çenede sinir-damar paketine, üst çenede sinüs boşluklarına olan uzaklığı) üç boyutlu olarak değerlendirilmesi gereken durumlarda ve implant yapımında 3D tomografiyle çene kemiklerinin yapısı üç boyutlu olarak değerlendirilmesi gereken durumlarda çekilir. Çenelerde görülen kistlerin ve diğer patolojilerin tedavi planlamasında da yardımcıdır ve kistlerin tüm sınırları ayrıntılı olarak belirlenebilir.

Yalnızca alt veya üst çenenin görüntülendiği 3D çene ve diş tomografisinin verdiği radyasyon dozunun normal panoramik filmden (her iki çenenin görüntülendiği büyük film) az bir miktar farkı vardır. Diş hekimliğinde kullanılan tomografiler daha küçük bir bölgeyi tarar bu yüzden salınan radyasyon oranı da aynı orantıda azalacaktır.

Mini dental implantlar standart olarak kabul edilen dental implantlara göre daha küçüktür. Mini dental implantların çapı ortalama 2 – 2,8 mm civarındadır.

Takma dişlerin tutuculuğunu arttırmak için mini dental implant uygulaması yapılır.

Yapılabilir. Özellikle yaşlı hastalarda veya kalp, diyabet , hipertansiyon hastalarında mini dental implant kullanımı daha sorunsuz olacaktır.

  • Ekonomiktirler.
  • Diş etinde kesi yapmaya gerek kalmadığı için gayet basit, kolay ve hızlıdır.
  • İmplant uygulaması sonrasında şişlik, ağrı ve kanama oluşmaz.
  • Aynı seans  implantların üzerine hastanın protezleri yerleştirilir.
  • Sistemik hastalıklara sahip hastalar da ve yaşlılar da rahatlıkla uygulanabilir.

  • Kemik yetersizliği varsa
  • Kemik yüksekliği alt çenede  10 mm den az , üst çenede ise en az 13 mm den az ise kullanılmaz

Kemik tozu diye tabir edilen kemik greftleri çeşitli şekillerde elde edilir.İnsan kaynaklı, hayvan kaynaklı veya sentetik olarak üretilen greftler küçük partiküllü toz şeklinde veya blok şeklinde üretilirler.

Kemik greftleri dental implantların yapılacak bölgede yetersiz kemik varlığı, diş çekimiyle aynı seansta implant yapılması istenen durumlar,  implant öncesi sinüs tabanı yükseltme operasyonlarında ya da kronik iltihaba sebep olan ve uzun süre ağızda kalarak kemiğin erimesine neden olan dişlerin çekimi esnasında kullanılır. İçerdiği hücreler, kemik oluşumu ve büyümesi için gerekli maddeler sayesinde bölgenin daha hızlı iyileşmesine ve kemik hacminin artmasına yardımcı olur.

Ağız Hastalıkları (Periodontoloji)

Periodontoloji, dişleri çevreleyen dokular, iltihabi hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgilenen ana bilim dalıdır.

Toplumda yaygın olarak rastlanan periodontal hastalıkların ilk belirtisi; diş etinde kanamadır. Diş eti; kızarık, şiş ve parlak yüzeylidir. Çoğu zaman bu belirtilere, ağız kokusu, diş etinde kaşınma, kanama hissi ve dişlerde hassasiyet de eşlik eder.

Periodontal hastalıklar, toplumda çocukluktan yaşlılığa kadar her yaşta insanı farklı şiddette etkileyebilmektedir. Çoğu zaman hastanın ağrı gibi bir şikayeti olmadığı için belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Hastanın şikayeti olduğunda ise sağlam ve çürüksüz dişler, destek dokulardaki kayıplardan dolayı sallanarak kaybedilmektedir.

Diş Eti İltihabı (Periodontisis)


Periodontitis; diş ve dişi destekleyen dokuların (periodontal ligament, sement, alveol kemiği) yıkımıyla karakterize iltihapsal bir hastalıktır. Diş eti iltihabı, alveol kemiğine (çene kemiği) kadar ilerlemiştir. Periodontitisin temel nedeni; bakteri plağıdır ve mekanik olarak tedavi edilebilir. Ancak genetik, çevresel ve sistematik faktörler de hastalığın oluşmasında etken olabilir.

Sistemik faktörler içinde diabet, kalp damar hastalıkları, epilepsi, down sendromu, AIDS ve kan hastalıkları sayılabilir.

Periodontisis Sağlıklı ve Sağlıksız Örneği


Periodontisis Sağlıklı Sağlıksız Örneği

Diş Eti Hastalıklarının (Periodontal) Teşhis ve Tedavisi


Dişhekimleri dişetlerinin genel görünümünden şüphelendikleri zaman ‘periodontal sonda’ adı verilen bir alet ile diş ile dişeti arasındaki dişeti cebinin boyunu ölçerler. Ayrıca dişlerin etrafındaki kemik dokusunu değerlendirmek için röntgen filmler alınabilir. Böylece dişeti hastalıkları teşhis edilir.

Periodontal tedavinin ana amacı ise umutsuz gibi görünen sağlıksız dişleri ağızda tutmaktır. Hastalığın tipi ve şiddetine göre değişik tedavi yöntemleri uygulanabilir. Bunlar; öncelikle ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirilmesi, rejeneratif, rekonstrüktif ve mukogingival operasyonlar olarak özetlenebilir. Aynı zamanda yüksek gülme hattı olan bireylerin diş eti estetiğini sağlamak da, periodontal tedavi kapsamındadır. Hastalığın tipi ve şiddeti, hastanın alışkanlıkları, hekimi ile yapacağı işbirliği, ağız hijyeninin standardı, tedavi planlaması ve başarısını doğrudan etkiler.

Periodontal tedavi, erken teşhis ile gerekli müdahaleler yapıldığında sonuçları kesin ve hasta memnuniyetinin en yüksek oranda olduğu diş hekimliği hizmetidir. Unutulmamalıdır ki; periodontal olarak sağlıklı olmayan dişlere hiçbir restoratif tedavi uygulanamaz.

Diş Taşı (Tartar) ve Plak Nedir?


Diş taşı (tartar) dişlerin üzerine mineralize olmuş bakterilerdir. İki tip diş taşı bulunmaktadır. Diş eti üstünde ve diş eti altında bulunmaktadır.

Kişinin yeme alışkanlıkları, tükürük alışkanlığı, kalsiyum eksikliği, çiğneme alışkanlığı ve dolaylı olarak bazı sistemik hastalıklar, diş taşı oluşum miktarını ve renklerini etkileyebilir.

Diş taşları sarı-beyazdan, koyu kahverengi-siyaha kadar çeşitli renklerde olabilir. Yeni oluşan tartarları diş yüzeyinden çıkarmak ne kadar kolaysa, eski diş taşlarını diş yüzeyinden temizlemek oldukça zordur.

Tartar sadece diş ve dişeti sağlığınızı tehdit etmekle kalmaz, aynı zamanda kozmetik bir problem de teşkil eder. Tartar gözenekli olduğundan dolayı çok kolay leke tutar. Kahve veya çay içme alışkanlığınız varsa ya da sigara içiyorsanız, tartar birikimini önlemeniz özellikle gereklidir.

Plak ise, dişlerimizin üzerinde ve diş eti üstünde sürekli oluşan yapışkan ve renksiz bir bakteri tabakasıdır. Diş plağı, çürük ve diş eti hastalıklarının başlıca nedenidir ve her gün temizlenmediği takdirde sertleşerek tartar olabilir.

Ağzımızda sürekli çoğalan bakterilere bağlı olarak herkeste plak oluşur, renksiz olması nedeniyle görülmesi kolay değildir. Diş eti çizgisi etrafında biriken bakteri plağı temizlenmezse dişlerinizin etrafındaki diş etlerinizde iltihaplanma ve tahriş meydana gelir.

Diş minesi çizilebilir mi?

Diş taşı temizliği sırasında minenin çizildiği doğru değildir.

Diş taşı temizliği için özel olarak üretilmiş ultrasonik aletler ile yapılmaktadır. Diş Hekimlerince kullanılan bu aletler sayesinde minelerin çizilmesi söz konusu değildir.

Dişte sallanma vb. olabilir mi?

Diş taşı temizliği sebebiyle dişlerde sallanma söz konu değildir. Bu durum tamamen diş eti hastalığı ile ilgilidir. Diş eti hastalıkları sebebiyle dişlerin çevresindeki kemikte erime oluşur ve dişte sallanmaya başlayabilir.

Kişinin ağzında diş taşlarının çok oluşu, geçici bir süre dişler sanki sağlammış hissi verebilir. Fakat bu durum aslında tam tersidir. İyi bakılmamış bir ağızdaki dişler sonunda sallanır ve düşerler. Bu durumda yapılacak bir şey kalmamış demektir.

Çok fazla ilerlememiş diş eti rahatsızlıklarında, tedavi belirli bir aşamaya gelene kadar dişlerde sallanma olabilir, sonra azalır. Bu gibi durumlarda diş için bir tehlike söz konusu ise hekim tarafından dişler birbirine özel bir yöntemle bağlanabilir.

Ağrı olabilir mi?

Vakaların tamamına yakınında ağrı olmamaktadır. Ancak hastalığın şiddetine göre lokal anestezi gibi önlemler alınmaktadır.

Daha çabuk taş oluşabilir mi?

Hayır. Böyle bir durum şu şekilde gelişmektedir; temizlenmiş yüzeyler üzerindeki birikintiler daha çabuk fark edilir ve hastanın kişisel temizliğinin yeterli olmadığının bir göstergesidir.

Diş taşı mutlaka temizlenmeli mi?

Diş taşı temizliği mutlaka yaptırılmalıdır. Diş taşı yüzeyi çok pürüzlüdür ve dişe bakterilerin tutunmasını kolaylaştıran bir yapısı vardır. Diş taşları temizlenerek hem bakteriler uzaklaştırılır hem de dişin eski cilalı yapısı yakalanarak, bakterilerin kolayca diş yüzeyine yapışması engellenmiş olur.

Damaklı diş protezi olarak ta bilinen ağızda dişlerin olmadığı durumlarda yapılan, alt ve üst damaklara oturan protezlerdir.

Tam protez dişler, ölçü ve çeşitli provalar ile ortalama 5 seansta hazırlanır. 5 seans için ortalama 2 hafta yeterlidir.

Damaklı diş protezleri takıp çıkarılan protezler olduğu için kullanımı diğer protezlere göre daha zordur. Alt ve üst çeneye kolayca yerleştirilip çıkarılabilir fakat sabit protez konforu ve çiğneme etkinliği beklenmez.

İlk takıldığında bazı bölgelerde vuruklar ve yaralar oluşabilir, vuruklar alındıktan sonra belirli süre kullanıldığında alışılır ve kişinin kendi dişleriymiş gibi vazife görür.

Tam diş protezlerin temizliği akar su altında sabun ve fırça yardımıyla yapılır. Temizlik için diş macunu kullanılmaz. Tam protezler için temizleyici özel fırçalar olduğu gibi normal diş fırçalarıyla da temizliği yapılabilir. Ayrıca bazı markaların temizleyici tabletleri mevcuttur, bir su bardağına atılan tablet içerisinde protez bekletilerek temizliği sağlanabilir.

Çenelerden ölçü alınarak kişiye özel olarak yapılan protezlerin tutuculuğu, alt ve üst çenedeki kemik miktarına bağlıdır. Kemik miktarı yeterliyse protez tutuculuğu ve stabilizasyonu da iyi olur ve protezlerle rahatça yemekler öğütülebilir. Tam protez ilk yapıldığında yanak ve dudak kasları alışana kadar zorluk yaşanabilir, sonrasında rahatça ısırma, kesme ve öğütme fonksiyonları yapılabilir.

Alt ve üst çenedeki kemik miktarı yeterli değilse protez dişlerin tutuculuğu ve stabilizasyonu da azalacağından yemek yerken protez hareket edebilir. Bu durumda özel yapıştırıcılar kullanılabilir ya da protezlerin oynamaması için çene kemiğine yerleştirilen implantlardan destek almak gerekebilir.

Tam protezler yanak ve dudak çöküntülerini doldurarak şişirir. Protezlerde kullanılan dişler de ön grupta porselen olarak tasarlanabilir. Bu durumda estetik olarak memnuniyet yüksek olmaktadır.

Tam protezlerin temizliğine özen gösterilmeli, temizlik hiçbir şekilde kaynar su ile yapılmamalıdır. Gece yatarken protez ağızdan çıkarılmalı ve özel bir kap içerisinde muhafaza edilmelidir. Bunların yanında takıp çıkarırken ya da temizlerken düşürme durumunda kırılgan olduğu unutulmamalı, dikkatli olunmalıdır.

Kırık şekli ve boyutuna bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle kolayca tamir edilebilir,tamir için çenelerden ölçü almak gerekebilir. Protezden düşen dişler de kolaylıkla tamir edilir.

Kırığın şekli ve boyutuna bağlı olarak değişmekle birlikte genelde 1, 2 günde tamiri mümkün olmaktadır.

Tam protezler tam dişsizlik durumunda hemen hemen her hastaya uygulanabilmektedir, şeker hastalarına da rahatlıkla uygulanabilir. Uygulama sonrasında ağızda oluşabilecek vuruk ve yaraların iyileşmesi uzun sürebilir, ayrıca ağız kuruluğu problemi de olabileceği için özel jeller ve yapay tükürük kullanımı gerekli olabilir.

Vücutta meydana gelen kemik erimesi ile ağızdaki kemik erimesi genellikle bağlantılı değildir. Ağız içi muayene ve çekilen filmlerle kemik kalınlığı ve yüksekliği kontrol edilerek protez için uygunluk tespit edilir. Aşırı rezorbsiyon (kemik erimesi) olduğu durumda cerrahi olarak farklı bölgelerden kemik alınarak kemik hacmi kazanılabilir.

Öncelikle alerji testi yaptırılıp nelere alerji olduğu belirlenmelidir. Tam diş protezlerinde metal bulunmadığı için metal alerjisi olanlara rahatça uygulanabilir. Fakat tam protez malzemesi olan akriliğe karşı alerji varlığında tam protez kullanımı mümkün değildir, bu durumda implant destekli protezler kullanılabilir.

Tam diş protezleri iyi bakım ve hijyen sağlandığında uzun yıllar hizmet etmektedir. Zayıflama ya da kemik erimesi durumlarında yıllar içerisinde protezde bollaşma ve oynama meydana gelebilir.

Zayıflama ve kemik erimesine bağlı olarak meydana gelen bollaşma ve oynamalar için mevcut proteze besleme yapılarak tekrar uyumu sağlanabilir, alt ve üst çenelerde çok fazla değişiklik mevcutsa diş protezini tekrar yapmak gerekebilir.

Tam diş protezindeki renkleşme ve kararmalar profesyonel olarak yapılan temizlikte çıkmaz ise mevcut protezin duplikatı (kopyası) yapılabilir. Bunun için protezi birkaç gün bırakmanız gerekecektir.

Tüm dişlerini kaybeden ve daha önce hiç tam protez kullanmamış hastaların tam proteze alışmaları çok zor olmaktadır. Alt ve üst çenede yeterli kemik hacmi mevcutsa kemik içerisine yerleştirilen implantlar üzerine yapılan protezler tam protezlere göre çok daha konforlu ve kullanımı kolay protezlerdir. Tam dişsizlik durumunda öncelikle implant destekli diş protezlerini tavsiye etmekteyiz.

Mevcut protezin kaidesi değiştirilmeden sadece dişleri değiştirebilir, yeni kullanılan dişler daha kesici ve aşınmamış olacaktır.

Sabit protez uygulanamayan durumlarda yapılan protezlerdir. Dişsiz bölgenin önündeki dişe, protez kanca ile tutunduğu için kancalı protez olarak ta isimlendirilir.

Parsiyel diş protez aşamaları tam protez aşamalarıyla aynıdır. Parsiyel diş protezler de ölçü ve çeşitli provalar ile ortalama 5 seansta hazırlanır. 5 seans için ortalama 2 hafta yeterlidir.

Parsiyel protezler kancalar yardımıyla dişlerden destek alırlar. Takarken ve çıkarırken ilk yapıldığında çok sıkı iken zamanla daha rahat takıp çıkarılır. Sabit protezlerin konforu ve çiğneme etkinliği parsiyel diş protezlerinde de beklenemez.

Bu tip diş protezleri alt çenede dilin altından, üst çenede ise damaktan geçen metal kısımlara sahiptir. Protezde bu parçaların olması ilk başlarda alışmayı zorlaştırır. Fakat, belirli bir süre geçtikten sonra çoğu hasta kendi dişiymiş gibi bu protezleri rahatça kullanır.

Parsiyel protezlerin temizliği tam diş protezleriyle aynıdır.

Parsiyel diş protezlerin kancaları protezi yerinden çıkarmayı önlemektedir, bu nedenle yemek yerken hareket etmezler. Zamanla kancalarda gevşeme görülebilir, bu durumda da kancalar kolayca sıkılaştırılarak protezin oynaması engellenir.

Parsiyel protezin dişten destek aldığı kısımlarında kancalar mevcuttur. Kancalar metal renginde olduğu için ön bölgedeki görülen dişlerde kanca olduğunda estetiği sağlamak güç olabilir.

Tam diş protezlerin kullanımında dikkat edilmesi gerekenlere ilave olarak takıp çıkarırken kancalara zarar vermemek gerekir. Takıp çıkarma işlemleri yavaş ve dikkatli şekilde yapılmalıdır. Diş protezinin tam olarak oturduğundan emin olduktan sonra çene kapatılmalı, protez çeneyi kapatarak yerleştirilmeye çalışılmamalıdır, aksi halde kancalar eğilip kırılabilir.

 

Tam protezde olduğu gibi parsiyel protezde de kaide kısmı ve dişler kolaylıkla tamir edilebilir. Kancalar kırılırsa yine ağızdan ölçü alınarak tamir edilebilir.

Tam protezlerde olduğu gibi parsiyel protezlerde de kırığın şekli ve boyutuna bağlı olarak değişmekle birlikte genelde 1-2 günde tamiri mümkündür.

Şeker hastalarında bu diş protezlerinin kullanımı mümkün müdür?

Tam protezlerde olduğu gibi parsiyel protezler de hemen hemen her hastaya uygulanabilir, şeker hastalarına da rahatlıkla uygulanabilir. Uygulama sonrasında ağızda oluşabilecek vuruk ve yaraların iyileşmesi uzun sürebilir, ayrıca ağız kuruluğu problemi de olabileceği için özel jeller ve yapay tükürük kullanımı gerekli olabilir.

Parsiyel diş protezlerinde kemik dokusunun hacmi çok önemli değildir. Mevcut dişlerden de destek alınarak yapılan bir protez olduğu için dişlerin sağlamlığı ve boyutları önemlidir.

Öncelikle alerji testi yaptırılıp nelere alerji olduğu belirlenmelidir. Parsiyel protezlerde metal ve akrilik malzeme kullanılır. Metal alerjisi mevcutsa hangi metale karşı olduğu tespit edilip başka bir metal kullanılarak protez uygulaması yapılabilir. Fakat akriliğe karşı alerji varlığında parsiyel protez kullanımı mümkün değildir, bu durumda implant destekli diş protezleri kullanılabilir.

Parsiyel protezler iyi bakım ve hijyen sağlandığında uzun yıllar hizmet etmektedir. Zayıflama ya da kemik erimesi durumlarında yıllar içerisinde protezde bollaşma ve oynama meydana gelebilir. Bunun dışında kullanıma bağlı olarak kancalarda esneme ve kırılmalarla karşılaşılabilir. Ayrıca destek alınan dişlerin kaybı mümkün olabilir. Bu durumda da kaybedilen diş mevcut proteze ilave edilebilir.

Zayıflama ve kemik erimesine bağlı olarak meydana gelen bollaşma ve oynamalar için mevcut proteze besleme yapılarak tekrar uyumu sağlanabilir, alt ve üst çenelerde çok fazla değişiklik mevcutsa protezi tekrar yapmak gerekebilir. Bunların dışında kancalarda esneme ya da kırılma mevcutsa kancalar sıkıştırılabilir ya da tamir edilebilir.

Evet mümkündür. Parsiyel protez kancaları diş gibi beyaz renkte ya da diş eti gibi pembe renkte yapılır, fakat kırılma riskleri yüksek olduğundan her vaka da uygulanamayabilir ve dikkatli kullanım gerekir.

Parsiyel protezin kancasız alternatifi hassas bağlantılı (çıtçıtlı protezler) protezdir. Protezin dişlerden destek aldığı kısmı protezin içerisindedir ve görünmez.

Parsiyel protez var olan dişlere bir işlem yapılmadan, çeneden ölçü alınarak direkt olarak uygulanabilir.

Çok sayıda diş eksikliğinin olduğu ve sabit protezler ile tedavi yapılamadığı durumlarda uygulanan diş protezi tipidir. Dişlerde hazırlanan yuvalara oturan gizli tutucularından dolayı halk arasında ‘çıtçıtlı protezler’ olarak ta bilinir.

Hassas bağlantılı (çıtçıtlı protezler) protez aşamaları parsiyel aşamalarıyla aynıdır. Hassas bağlantılı protezler de ölçü ve çeşitli provalar ile ortalama 5 seansta hazırlanır. 5 seans için ortalama 2 hafta yeterlidir.

Çıtçıtlı protezlerde dişlerde hazırlanan yuvalara oturan hassas parçalar mevcuttur. Takarken ve çıkarırken ilk yapıldığında çok sıkı iken zamanla daha rahat takıp çıkarılırlar. Dikkatli şekilde takıp çıkarılmalıdır.

Bu tip protezler parsiyel protezdeki gibi alt çenede dilin altından, üst çenede ise damaktan geçen metal kısımlara sahiptir. Protezde bu parçaların olması ilk başlarda alışmayı zorlaştırır. Fakat, belirli bir süre geçtikten sonra çoğu hasta kendi dişiymiş gibi bu protezleri rahatça kullanır.

Hassas bağlantılı protezlerin temizliği tam protezlerle aynıdır.

Hassas bağlantılı protezler hem yumuşak dokudan hem de mevcut dişlerden destek alınarak yapıldığı için tutuculuğunda problem yaşanmaz. Rahatça kesme, ısırma ve öğütme fonksiyonları yapılabilir.

Hassas bağlantılı protezlerin yuvalar içerisine oturan kısımları protezi yerinden çıkarmayı önlemektedir, bu nedenle yemek yerken hareket etmezler. Zamanla hassas bağlantıların kastiklerinde gevşeme görülebilir, bu durumda da lastikler kolayca değiştirilebilir.

Hassas bağlantılı protezlerin dişlerden destek aldığı kısımlar protezin içerisinde olduğu için kancalı protezlere göre çok daha estetik olurlar.

Tam diş protezlerin kullanımında dikkat edilmesi gerekenlere ilave olarak takıp çıkarırken hassas bağlantı parçalarına zarar vermemek gerekir. Takıp çıkarma işlemleri yavaş ve dikkatli şekilde yapılmalıdır. Protezin tam olarak oturduğundan emin olduktan sonra çene kapatılmalı, protez çeneyi kapatarak yerleştirilmeye çalışılmamalıdır, aksi halde hassas bağlantı kısımlarında hasar görülebilir.

Parsiyel diş protezlerinde olduğu gibi hassas bağlantılı protezde de kaide kısmı ve dişler kolaylıkla tamir edilebilir. Hassas bağlantıların içerisindeki lastikler gevşerse değiştirilebilir fakat hassas bağlantı kısımları kırılırsa tamiri zordur.

Parsiyel protezlerde olduğu gibi hassas bağlantılı protezlerde de kırığın şekli ve boyutuna bağlı olarak değişmekle birlikte genelde 1, 2 günde tamiri mümkün olmaktadır.

Parsiyel protezlerde olduğu gibi hassas bağlantılı protezler de hemen hemen her hastaya uygulanabilir, şeker hastalarına da rahatlıkla uygulanabilir. Uygulama sonrasında ağızda oluşabilecek vuruk ve yaraların iyileşmesi uzun sürebilir, ayrıca ağız kuruluğu problemi de olabileceği için özel jeller ve yapay tükürük kullanımı gerekli olabilir.

Hassas bağlantılı protezde kemik dokusunun hacmi çok önemli değildir. Mevcut dişlerden de destek alınarak yapılan bir protez olduğu için mevcut dişlerin sayısı, sağlamlığı ve boyutları önemlidir.

Öncelikle alerji testi yaptırılıp nelere alerji olduğu belirlenir. Hassas bağlantılı protezlerde metal ve akrilik malzeme kullanılır. Metal alerjisi mevcutsa hangi metale karşı olduğu tespit edilip başka bir metal kullanılarak protez uygulaması yapılabilir. Fakat akriliğe karşı alerji varlığında hassas bağlantılı protez kullanımı mümkün değildir, bu durumda implant destekli protezler kullanılabilir.

Hassas bağlantılı protezler iyi bakım ve hijyen sağlandığında uzun yıllar hizmet eder. Kullanıma bağlı olarak hassas bağlantıların lastikleri ve diğer parçalarında bollaşma ya da kırılma ile karşılaşılabilir. Destek alınan dişlerde kayıp olursa protezin tekrarlanması gerekir.

Hassas bağlantılı protezler dişlerde hazırlanan yuvalara oturmak zorunda olduğu için, mevcut dişler kaplanmak zorundadır.

Parsiyel protezlerde estetik olmayan kancalar vardır, hassas bağlantılı protezlerde kancalar yoktur. Parsiyel protezler için mevcut dişlerde bir işlem yapmak gerekmeyebilir, hassas bağlantılı protezler için mevcut dişlerde işlem yapmak zorunludur. Hassas bağlantılı protez için çenede en az 4-6 diş olmalıdır, parsiyel protez için bir kısıtlama yoktur. Hassas bağlantılı protezin maliyeti parsiyel protezin maliyetine göre biraz daha yüksektir.

Çok sayıda diş eksikliği olduğu durumda mevcut dişler kullanılarak sabit protez yapılamıyorsa ya hareketli protez (parsiyel protez ve hassas bağlantılı protez) yapılabilir ya da sabit diş protezi için çene kemiği içine dental implant yerleştirilebilir. Hareketli protezler takıp çıkarılırken dişlere travma uygularlar ve çene kemiğinde erimelere neden olabilirler. Bu nedenle çok sayıda diş eksikliğinde çene kemiği içine dental implantlar yerleştirilerek yapılacak sabit protez en sağlıklı tedavi seçeneğidir.

Dişlerde oluşan çatlaklar ve kırıklar, dişte meydana gelen çürükler, yanlış tedavi süreçleri, yanlış restorasyonlar sonucu dişte bulunan sinirler ve damarların canlılığını yitirmesi sonucu dişin kanallarında bulunan enfekte sinirlerin temizlenmesi, dezenfekte edilmesi ve kanal dolgu maddeleri ile doldurulmasına kanal tedavisi denir.

  • Dişin sinirine kadar ilerlemiş çürüklerde,
  • Travma sonucu dişin sinirini de içine alan kırıkların meydana geldiği durumlarda,
  • Ortodontik tedavi sonucu dişe gelen aşırı kuvvet sonucu dişin canlılığını kaybettiği durumlarda,
  • İlerlemiş diş eti hastalıklarında,
  • Dişlerde ileri derecede aşınma sonucu oluşan hassasiyetin giderilmesinde,
  • Yüksek yapılmış dolgu veya protezler de gerekir.

  • Dişinizde sıcak soğuk hassasiyeti,
  • Özellikle geceleri hiçbir uyaran olmadan ağrı,
  • Yemek yeme sırasında ağrı oluyorsa
  • Sinirlerin ölmesi sonucu dişinizde renk değişimi,
  • Apse oluşumu sonucu yüzünüzde şişlik,
  • Bazı durumlarda hiçbir belirti olmaksızın yapılan dental ve radyolojik muayenelerde tedavi gerektiği anlaşılır

  • İlk önce yapılan anestezi ile hiçbir ağrı hissetmemeniz sağlanır.
  • Çürük temizlenir ya da kırık parça çıkartılır ve dişin sinirlerine ulaşılır.
  • Dişin kökündeki sinir ve dokular temizlenir.
  • Kök ucuna kadar kök kanalı şekillendirilir.
  • Dişin durumuna göre tek seans tedavi yapılabileceği gibi birkaç seans süren tedavilerde olabilir.
  • Seans aralarında kök içini ve kök ucunu iyileştirecek ilaçlarla pansuman yapılır.
  • Kanal tedavisi bitim aşamasında kanal içerisi özel dolgu maddeleriyle kök ucuna kadar doldurulur.

Anestezinin etkisi geçene kadar birşey yenmemeli ve içilmemelidir.

Tedavi boyunca tedavisi yapılan dişin olduğu bölgede kuruyemiş ve benzeri sert yiyeceklerden ve sakız gibi yapışkan gıdalardan uzak durulmalıdır. En çok diş kırıkları seanslar arasında görülmektedir.

Tedavi seansları arasında geçici dolgunun düşmemesine dikkat edilmelidir.

Kök kanal tedavisi sırasında anestezi yapılacağı için hasta herhangi bir ağrı hissetmez.

Tedavi sonrasında dişte özellikle çiğneme sırasında hafif bir ağrı ve hassasiyet olabilir. Tedavi sonrası birkaç gün hafif bir antienflematuar ilaç kullanmakta sakınca yoktur.

Günümüzde kanal tedavisinde kullanılan maddeler ve teknikler sayesinde kök ucundaki apselerin büyük çoğunluğu tedavi edilebilmektedir ve böylece dişin çekilmesine gerek kalmamaktadır.

Normal şartlarda kanal tedavisi sırasında antibiyotik kullanımına gerek yoktur. Ancak ileri enfeksiyon varlığında ya da dişte aşırı hassasiyet durumunda antibiyotik verilebilir.

Kanal dolgusu, kök kanalının temizlenip doldurulması işlemidir. Dolgu işlemi ise dişin ağız içinde görünen kron kısmının harabiyet miktarına göre kompozit dolgu, inley, onley ya da kron ile restore edilmesidir.

Kanal tedavisi sonucu diş canlılığını kaybettiği için daha kırılgan bir hale gelir. Kanal tedavisi gören dişlerde çok fazla madde kaybı olduğu ve daha kırılgan hale geldikleri için tedavi sonrası kaplama dişler tercih edilmelidir.

Steril koşullarda ve doğru yapılmış kanal tedavilerinin başarı oranı %90 – 95 arasındadır. Tedavi sırasında temizlenmeyen sinir dokusu kaldıysa, kök kanal dolgusunun ve üst dolgusunun  yeterli yapılmadığı durumlarda kanal içerisine mikroorganizmaların sızmasıyla, tedavi sırasında perforasyon ya da kırıkların oluşmasıyla kök kanal tedavisinin başarısızlığından bahsedilir. Başarısız bir kanal tedavisini yemek sırasında dişlerde ağrı, sponton ağrı, kök ucunda şişlik ve kızarıklık belirtilerinden anlayabiliriz. Başarısız kanal tedavisi yenilenerek, tedavi tekrarlanır. Bu işlem yetersiz kalıyorsa apikal rezeksiyon işlemi uygulanarak, kök ucuna cerrahi olarak ulaşılır, enfeksiyon temizlenir ve kapatılır. Kanal tedavisi tekrarlanması ve cerrahi müdahele yetersiz kalırsa dişin çekimi düşünülmelidir.

Kanal tedavisi yapılan dişin üzerine eğer çok fazla madde kaybı yoksa normal dolgu, fazla madde kaybı varsa dişin kırılmasını engelleyecek inley, onley tedavileri yapmak gereklidir. Eğer hiç diş duvarınız kalmamışsa ancak kökler sağlamsa kök kanalından destek alan bir ‘post’ yapılıp üzerine kron kaplama yapmak gerekir.

  • Döküm post,
  • Vidalı post,
  • Fiber postlar kullanılan post çeşitleridir.

  • Kırılma riski daha azdır.
  • Dişe hem mekanik hem de kimyasal olarak yapışır.
  • Full seramik restorasyonların altında metal yansıması olmadığı için estetik bir görüntü elde edilir.

Özel yer açıcı driller ve yapıştırıcılarla uygulanır.

Diş hekimliğinde Pedodonti bilim dalı, çocuğun doğumdan başlayarak süt dişlerinin tamamının değiştiği ve süt dişlerinden sonra çıkan kalıcı dişlerin gelişimini tamamladığı 15 yaşına kadar uzanan süreçte, süt ve kalıcı dişlerinin korunması ve tedavisi ile ilgilenmektedir.

Diş Hekimliği Fakültesinin tamamlanmasının ardından Pedodonti Anabilim Dalı’ndan uzmanlık eğitimini almış diş hekimlerine “pedodontist” adı verilmektedir.

Çocuklarda ilk diş çıkmasından (yaklaşık 6 aylıktan) itibaren çocuğunuzun ilk ağız ve diş muayenesini yapar. 4-6 ay gibi periyodik aralıklarla gerekli diş kontrollerini gerçekleştirir.

– Diş dolguları,
– Kök kanal tedavileri,
– Diş çekimleri gibi tüm diş tedavilerini “keyifli bir deneyim”e dönüştürür.

– Diş dolguları,
– Kök kanal tedavileri,
– Diş çekimleri gibi tüm diş tedavilerini “keyifli bir deneyim”e dönüştürür.

Diş Teli Tedavisi Ortodonti

Ortodonti, çapraşık dişlerin, hareketli veya sabit aygıtlar kullanılarak ideal bir diş dizisi haline getirilmesi, aynı zamanda iskeletsel bozuklukların, büyüme yönlendirmesi yapılarak düzeltilmesi ile ilgilenen dişhekimliği dalıdır. Ortodontik tedavinin temeli, dişlerin uygun kuvvetler uygulanarak kemik içinde hareket ettirilmesi, gerekirse yumuşak dokuların ve kemik yapılarının büyüme yönlendirmesi yoluyla ideal ilişkilerinin sağlanması esasına dayanır.

Ortodontik tedavi sırasında, dişlerin bütünlüğü bozulmaz; kaplama, dolgu gibi işlemler yapılmaz. Bu yönüyle tamamen doğal ve uzun vadeli bir tedavi şeklidir.

Ortodontik tedavi, halk arasında ‘diş teli’ ya da ‘damaklık’ olarak adlandırılan aygıtlarla yapılır. Bu aygıtlar sabit ya da takıp çıkartılır biçimde olabilir. Sabit ya da hareketli apareyler, porselen, metal, dişin iç yüzüne takılan, ağız dışından destek alan çeşitleri olmak üzere birçok kombinasyonda kullanılabilir.

Dişlerinizin görünüşünden memnun değilseniz,

  • Dişleriniz sağlam olmasına rağmen çapraşıklıklar kötü bir görünüme sebep oluyor ve ne kadar fırçalarsanız fırçalayın yeterli hijyeni sağlayamıyorsanız,
  • Bu durum sağlığınız açısından sorun yaratmanın yanı sıra sosyal yaşantınızı da olumsuz etkiliyorsa,
  • Dişlerinizin düzeltilmesini istiyor, bunun yanında kalıcı ve dişlerinize zarar vermeyecek bir tedavi şekli arıyorsanız,
  • Artık daha güvenle gülmek istiyorsanız, ortodontik tedavi için iyi bir adaysınız demektir.

Ortodontik Tedaviye Başlamadan Önce

Ortodontik tedavi, diğer diş tedavilerine göre çok farklı ve özel bir tedavi şeklidir. Bu tedavinin istenen sonucu verebilmesi için, öncelikle doğru bir tedavi planı yapılması, bu planın uygun şekilde ve gerekli sıklıkla takip edilmesi önemlidir.

Ortodontik tedavilerin bu özel durumu nedeniyle, mutlaka ortodonti uzmanı bir dişhekimi tarafından yapılması gereklidir. Ortodonti uzmanlığı, 5 senelik dişhekimliği öğrenimi sonrasında, üniversitelerde uygulanan ve 5-6 sene kadar sürebilen doktora programları sayesinde kazanılır. Bu uzun süreç sonunda, hekim ‘Ortodonti Uzmanı’ unvanı ve doktora diploması alır.

Ortodonti uzmanı seçerken, hekimin ulaşılabilir olmasına dikkat edilmelidir. Hasta ve hekim arasındaki iletişimin aksaması durumunda ortodontik tedavide kesintiler olmakta, tedavi süreleri uzamaktadır. Pek çoğumuzun daha önce duymuş olduğu, 4-5 senelik tedavi süreleri, bu iletişimsizlikten kaynaklanmaktadır. Doktorunuzun gerek mail, gerek telefon yoluyla ulaşılabilir olmasına dikkat edilmeli, doktorunuz tarafından randevu taleplerinize birkaç gün içerisinde cevap verilebilmelidir.

Ortodontik tedaviye başlanmadan önce, ortodontistiniz tedavinizin genel planını ve maliyetini size bildirecektir. Diş tellerinizin takılmasından önce, ağız bakımınızın tamamlanması, ağızdaki tüm dolgu, dişeti sorunları, gömülü dişler gibi sorunların tedavi edilmiş olması gerekmektedir. Ortodontistiniz, genel dişhekimi ve diğer uzman hekimlerle birlikte tedavi planınızı çizecek ve tedavinize başlayacaktır.

Ortodontik Tedavide Yaş Faktörü

Amerikan Ortodonti Derneği’nin önerisi, tüm çocukların, 6-7 yaşlarında ortodonti uzmanı tarafından kontrol edilmesi yönündedir. Bu aşamada, ileride ortaya çıkabilecek sorunlar teşhis edilmiş olur. Ortodontik sorunlar, çok acil değilse, tüm daimi dişlerin sürmesine kadar ertelenebilir. Bunun amacı, çocukların, kullanılan apareyleri daha kolay tolere edebilmesi ve temizliklerini yapabilmesini sağlamaktır. Alt veya üst çenenin çok önde olması veya alt ve üst dişlerin birbirlerini örtmemesi gibi iskeletsel bozuklukların işin içine katıldığı durumlarda ise tedaviye çocukluk çağında başlamak, tedavinin verimliliği ve kalıcılığı açısından çok önemlidir. İskeletsel bozukluklar zamanında tedavi edilmezse, daha sonra ancak cerrahi yöntemlerle düzeltilebilecek sorunlara yol açabilir.

Erişkin yaşta tedavi olmak isteyen hastalarda yaş artık bir faktör değildir. İskeletsel bozuklukların bulunmadığı ve sadece dişlerin konumlarından kaynaklanan sorunlar, her yaşta düzeltilebilir. Bu bozukluklar dişlerin braketler aracılığı ile istenen konumlarına taşınması ile çözülür. Ortodontik bozukluklara iskeletsel sorunlar da eşlik ediyorsa ve hastanın çenelerindeki bozukluklar dışarıdan da belli oluyorsa, hastada ortognatik cerrahi uygulanabilir.

Tedavide Kullanılan Aygıtlar

Ortodontik tedavinin temel prensibi, önce sebebin ortadan kaldırılması, daha sonra oluşmuş bozukluğun düzeltilmesidir. Dişsel ve iskelesel bozukluklar, parmak emme veya ağız solunumu gibi nedenlerle oluşmuşsa, bu alışkanlıkların devamını engelleyecek hareketli veya sabit aygıtlar kullanılır. Bu davranışların büyüme çağında durdurulması, dişsel ve iskeletsel sorunları durdurur, hatta düzelmesini sağlar.

Genel Olarak İki Tip Aygıt Vardır :

Hareketli aygıtlar, genelde birkaç dişi içeren basit bozuklukların düzeltilmesinde kullanılırlar. Bu aygıtların, dişleri itmeye yarayan yayları veya çeneyi genişletmeye yarayan vidaları bulunabilir. Bu aygıtlar genelde birkaç ay kullanılabilirler.

Sabit aygıtlar, yani braketler, dişlerin üzerine yapıştırılırlar ve genelde daha zor tedavilerde kullanılırlar. Braketler, metal renginde olabileceği gibi, erişkin hastaların kullanımına yönelik olarak diş renginde de üretilmiş olan çeşitleri vardır. Porselen braketler genellikle erişkin hastalarda kullanılırlar. Bu braketler, en küçük renklenmeyi bile belli ettikleri için, ağız bakımına çok daha fazla özen gösterilmelidir.

Çocuklarda büyüme çağında, iskeletsel bozuklukların düzeltilmesinde, bazı durumlarda ağız dışındaki bölgelerden de destek almak gerekebilir. Alt çenenin önde olduğu durumlarda çenelikler, üst çenenin önde olduğu durumlarda üst çeneyi geriye çekmek amacıyla enselikler kullanılabilir. Bu aygıtlar, genellikle günde 14-16 saat arasında kullanılsa da, doktorunuz çocuğunuza özel kullanım süreleri belirleyecektir.

Ortodontik tedavinin etkin ve hızlı biçimde yapılabilmesi için, hasta katılımı da çok önemlidir. Ortodonti, hasta, hekim ve anne-baba arasında oynanan bir takım oyunudur. Hastaların hareketli aygıtlarını ve ağız içi elastiklerini anlatıldığı şekilde ve istenen sürede takmaları, ağız hijyenlerini üst seviyede tutmaları çok önemlidir.

Ortodontik Tedavinin Gündelik Yaşam Üzerindeki Etkisi

Ortodontik tedavi, çocukluk çağında yaygın biçimde uygulanan bir tedavidir. Çocuk, ortodontik tedavi sırasında küçük kısıtlamalar dışında her şeyi yapabilir. Spor faaliyetlerine katılabilir, şarkı söyleyebilir ve müzik aletleri çalabilir. Ortodontik tedavi çocuğun derslerini olumsuz yönde etkilemeyeceği gibi, kişiliğinin ve bedeninin gelişme aşamasında hem dış görünüşünü hem de ağız sağlığını geliştirecek, bedensel ve ruhsal sağlığının daha dengeli olmasını sağlayacaktır.

Tedavi sırasında en çok dikkat edilmesi gereken nokta, her yemekten sonra dişlerin doğru şekilde fırçalanmasıdır. Doktorunuz çocuğunuza ağız hijyenini nasıl sağlayacağı konusunda yardımcı olacaktır. Ortodontik tedavi sırasında diş fırçalama alışkanlığının yerleşmesi, ömür boyu sürecek ağız ve diş sağlığının garantisidir.

Sabit aygıtların zarar görmemesi, tedavinin etkinliği açısından çok önemlidir. Sert gıdaların ısırılması tellere zarar verebilir. Bunu engellemek için, çekirdekli meyveleri ve cips, kraker gibi yiyecekleri daha dikkatli yemek, braketlere yapışabilecek besinleri çok sık tüketmemek yeterli olacaktır.

Tedavinin başlangıç safhasında dişlerde, dişetlerinde ve yanaklarda geçici bir süre çeşitli rahatsızlıklar olabilir. Bu durum, ortodontik aygıtlara alışma sürecinin doğal bir sonucudur. 2-3 gün sürebilen bu hafif rahatsızlık, tedavinin geri kalan sürecinde görülmeyecektir.

Tedavinin Süresi

Sadece dişleri ilgilendiren basit çapraşıklıklar, 6ay-1 sene arasında değişebilen tedavi süresine ihtiyaç duyarlar. Bu süre her hastada farklı olmakla beraber, yapılacak tedavinin tipine, kullanılan aygıtların türüne ve yaş, cinsiyet gibi bireysel faktörlere bağlıdır. Diş çapraşıklıklarının düzeltilmesi amacıyla, bazı durumlarda diş çekimi yapmak gerekebilir. Bu durumda tedavi süresi genellikle 18-24 ay arasında olabilir.

Erken teşhis edilen ve tedavisine çocukluk çağında başlanması gereken bazı iskeletsel sorunlarda ise, tedavi daha uzun sürebilmekte, bununla birlikte yapılan tedavinin yoğunluğu azaltılmaktadır. Tedaviniz sırasında, ortalama olarak 4-6 haftada bir ortodontistinizi ziyaret etmeniz gerekecektir. Bu süre, tedavi sürecinize göre değişebilir

Ortodontik Tedavide Yaş Faktörü


Sağlıklı, düzgün dişler ve güzel bir gülümseme, kişinin kendisini doğru ifade edebilmesi için ilk ve en önemli basamaktır. Çapraşıklar ve düzensiz görünümlü dişler, hem estetik olarak kötü bir görünüme neden olurlar, hem de ağız sağlığı ve genel sağlığın bozulmasına sebep olurlar.

Çocukluk çağında, gerekli olan ortodontik tedaviler maddi sorunlar yüzünden yapılamamış olabilir. Bazen de düzgün olan dişler, çekimler ve diş eti sorunları sebebiyle sonradan bozulabilir. Kaybedilen dişler, geride kalan dişlerin diş boşluğuna doğru hareket etmesine sebep olarak, dişlerin aralanmasına veya bir tarafa doğru eğilmesine sebep olabilir. Alt ve üst dişlerin düzgün olarak kapanmaması durumunda, estetik sorunlar dışında, çene ekleminde düzensizlikler, ağrılar ve çenenin açılamamasına kadar gidebilen sorunlar başlayabilir. Dişlerdeki çapraşıklıklar diş sağlığını ve genel sağlığı olumsuz yönde etkilemekle kalmaz, aynı zamanda bireyin kendini toplumda geri planda kalmış ve mutsuz hissetmesine sebep olur.

Geçmiş yıllarda, dişsel bozuklukların düzeltilmesi amacıyla, porselen kaplamalar kullanılmaktaydı. Günümüzde ise, gelişen tedavi teknikleri ve malzeme teknolojisi sayesinde, artık erişkin kişilerin de ortodontik tedaviden faydalanmaları mümkün olmuştur. Kullanılacak estetik braketler ve teller sayesinde çevredeki insanlar fark etmeden ortodontik tedavi devam edecektir.

Birey, ortodontik tedavi sırasında küçük kısıtlamalar dışında her şeyi yapmakta özgürdür. İş ve sosyal hayatına devam edebilir, her türlü spor faaliyetine katılabilir. Braketler, konuşmak, şarkı söylemek ya da müzik aleti çalmak gibi aktiviteleri kısıtlamayacaktır.

Tedavi Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ortodontik tedavinizin başlarında, bazı rahatsızlıklar hissetmeniz normaldir. Dişleriniz ve ağız dokularınız braketlerinize birkaç gün içinde alışacaktır. Doktorunuz, tedavi başındaki sıkıntılarınızın azalmasına yönelik tedbirler alacaktır.

Tedaviniz sırasında uymanız gereken en önemli kural, diş ve dişeti sağlığınızı korumak amacıyla, ağız hijyeninizi en üst seviyede tutmaktır. Bu amaçla ortodontistiniz size uygun fırçalama tekniklerini anlatacaktır. Dişlerinizi, her yemekten sonra fırçalamanız gerekmektedir. Tedaviniz sırasında ve sonrasında, diş ipi kullanmanız ara yüz çürüklerinin engellenmesini sağlayacaktır.

Tellerinizin zarar görmemesi için, sert ve yapışkan gıdalardan uzak durmalısınız. Zeytin, erik gibi çekirdekli gıdalar, kuruyemişler, sert çikolatalar, dişlerinize ve tellerinize zarar verebilir.

Tedavi Süresi

Gelişen tedavi teknikleri sayesinde, erişkin yaşta da hızlı ve etkili tedaviler uygulamak mümkün olmuştur. Sadece dişleri ilgilendiren basit çapraşıklıklar, 12-24 ay arasında değişebilen tedavi süresine ihtiyaç duyarlar. Bu süre her hastada farklı olmakla beraber, yapılacak tedavinin tipine, kullanılan aygıtların türüne ve yaş, cinsiyet gibi bireysel faktörlere bağlıdır.

Ortodontik tedavi süresince, randevular genelde 4-6 hafta arasında olacaktır. Bu süre, tedavi gereksinimlerinize göre değişiklikler gösterebilir. Tedavi süresince karşılaşabileceğiniz her türlü sorunda, ortodontistinize danışabilirsiniz.

Günümüzde gelişmekte olan bir başka tedavi şekli de, braketlerin, dişlerin iç yüzeylerine yapıştırıldığı “Lingual Ortodonti” dir. Lingual ortodontide kullanılan özel braket ve teller dişlerin görünür yüzeyleri yerine iç yüzeylerine yapıştırılmakta ve bu sayede tedavi görmekte olduğunuzu sizin ve doktorunuzun dışında kimse fark etmemektedir. Lingual ortodontik tedavi tekniğinin, kendisine has bazı kısıtlamaları, avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Ortodontistiniz, muayenenizden sonra sizi bu konuda bilgilendirecektir. Ortodontideki yenilikler bununla sınırlı değildir.

Ortodontik tedavilerde gelinen en son teknolojilerden biri olan Invisalign, size özel yapılmış şeffaf plaklar (aligner) ile dişlerinizi düzeltmek için uygulanan telsiz ortodontik tedavidir.

Telsiz ortodontik tedavi fırsatını sunan invisalign’ın en önemli tercih edilme nedeni,dişlerinizin çapraşıklığını düzeltirken ortodontik tedavi gördüğünüzün belli olmaması, günlük yaşamınızı olumsuz anlamada kesinlikle etkilemiyor olmasıdır. Invisalign ağzınızda hemenhemen hiç görünmez ve tedavi süresince istediğiniz gibi gülmeye devam edebilirsiniz.

Invisalign, hem gençlere hem de yetişkinlere rahatlıkla uygulanabilir.

Ortodontik tedavilerin büyük çoğunluğu, süt dişlerindeki çürükler sebebiyle dişlerin erken kaybı sonucu oluşur. Erken çekilen süt dişleri, daimi dişlerin yerleşmesi için gerekli olan yerin kaybedilmesine ve dolayısı ile sürmekte olan daimi dişin ağızda yer bulamamasına sebep olacaktır.

Bazı durumlarda, süt dişlerinde çapraşıklıklar olmasa dahi, daimi dişlenmeye geçerken kalıtımsal sebepli iskeletsel ve dişsel bozukluklar oluşabilir. İskeletsel bozuklukların oluşmasında, parmak ve emzik emme gibi kötü alışkanlıkların da etkisi vardır. Bu alışkanlıkların erken yaşta bırakılması, bu bozuklukların ilerlemesini durdurur, bazen de düzeltebilir. Burun solunumunun engellendiği bazı durumlarda da (bademcik ve geniz eti varlığı gibi durumlar) iskeletsel sorunlar oluşabilmektedir. Bu gibi sorunların erken tanısı ve tedavisi amacıyla, her çocuğun ortodontik muayeneden geçmesi gereklidir.

Çocuk 6-8 aylık olduğunda ilk süt dişleri sürmeye başlar ve 3 yaşına kadar diş sürmesi devam eder. 3-6 yaş arasında stabil kalan diş dizisi, 6-7 yaşlarında önde keser dişlerin ve en arkada 6 yaş dişleri sürmeleri ile değişmeye başlar. Genel olarak süt dişlenme safhasında sorunlar görülmezse de anne ve babalar özellikle çıkmayan veya yanlış doğrultuda süren süt dişlerine dikkat etmelidirler.

Daimi dişlenmeye geçiş aşamasında ise dikkat edilmesi gereken durumlar şunlardır :

  • Süt dişlerinin erken kaybı,
  • Üst keser dişlerin çok önde veya arkada sürmeleri,
  • Yeni süren daimi dişlerde renk ve şekil bozuklukları,
  • Süt dişlerinin zamanında düşememesi sonucu daimi diş sürmelerinin gecikmesi,
  • 6 yaşında süren birinci büyük azı dişlerindeki çürükler,
  • Üst çenenin dar olması sonucu alt çeneyi örtmemesi,
  • Alt ve üst ön dişlerin birbirlerini örtmemesi,
  • Parmak veya emzik emme gibi çeşitli kötü alışkanlıkların varlığı.
  • Alt ve üst ön dişlerin birbirlerini örtmemesi

Süt Dişlerinin Önemi

Süt dişlerindeki çürüklerin dişlerinin zamanından önce çekilmesinin; ortodontik bozukluklara, daimi dişlerin çene kemiği içerisinde gömük kalmasına neden olduğu kanıtlanmış bir gerçektir.

Süt dişleri, doğumdan sonraki 6. aydan itibaren belirli bir sırayla sürmeye başlarlar ve yaklaşık 2,5 yaşındaki bir çocukta tüm süt dişleri sürmüş olur. Alt ve üst çenede toplam 20 tane süt dişi, 6 yaşına kadar ağızda kalmaya devam eder. Bu dönemden 12 yaşına kadar tüm süt dişleri, sırayla yerlerini daimi dişlere bırakır. Bu değişim döneminde süt dişlerinde oluşan büyük çürükler ve erken süt dişi kayıpları, daha arkada bulunan dişlerin bu boşluklara doğru hareketi sonucu çapraşıklıklara ve daimi dişlerin süremeyerek gömük kalmalarına neden olabilir. Bu nedenle, süt dişlerinin sağlıklı bir şekilde ağızda kalmaları oldukça önemlidir.

Ortodontik bozuklukların oluşumunda süt dişlenme dönemindeki durumlar, tek başına sorumlu değildir. Ortodontik sorunlar, genetik olarak da anne-baba veya daha büyük aile üyelerinden çocuklara geçebilmektedir. Bunun dışında, bebeklik döneminde anne sütüyle yetersiz beslenerek veya biberon ve yalancı emzik kullanımına yönelik yapılan yanlışlıklar; çocukluk dönemindeki parmak emme, dudak emme, dil itimi ve ağızdan solunum gibi kötü alışkanlıklar da ortodontik sorunlara yol açabilmektedir.

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi

Ağız ve Çene Cerrahi Operasyonları

Çene cerrahisi, ağız boşluğu içerisinde yer alan yumuşak doku (yanak,damak,dil,dudak gibi) ve sert dokuları (dişler, kemikler) ilgilendiren her türlü rahatsızlığın teşhisini vecerrahi tedavisini lokal anestezi, genel anestezi veya sedasyon anestezi altında ameliyathane ortamında operasyonlar yaparak gerçekleştiren bir bölümdür.

– Apse ve Kist Operasyonları,
– Yirmilik Yaş Dişinin Çekilmesi,
– İmplant Tedavisi,
– Diş Çekimi,
– Yirmi Yaş Dişleri ve Çekilmesi.

Ağzımızda ki en son dişler yirmi yaş dişleridir. Genellikle yirmili yaşlarda sürdükleri için bu isimle veya akıl dişi olarak da adlandırılır. Bazı kişilerde de doğuştan hiç yirmi yaş dişi oluşumu olmaz. Dolayısıyla bu kişilerde yirmi yaş dişleri hiçbir zaman sürmez. Ancak bazen bu dişler oluştukları halde sürme problemleri de oluştururlar.

Yirmi yaş dişinin çekilmesini gerektiren haller nelerdir?

Gömülü yirmi yaş dişlerinin çıkarılma nedenlerinin en önemlisi diş eti sağlığını korumaktır. Diğer bir sebep ise diş çürüklerinin önlenmesidir. Gömülü yirmi yaş dişi tam veya yarı gömülü olduğunda diş çürüklerine yol açan bakteriler gömülü dişte olduğu kadar komşu 2.azı dişte de çürümeye neden olabilir. Bu durumda çürümeyi önlemek için diş çekimi gerekmektedir. Ortodontik tedavi sırasında 3. azı dişlerin varlığı problem oluşturabilir. Bu durumda ortodontik tedaviye başlamadan gömülü 3.azı dişlerin cerrahiolarak çıkarılması önerilir.

Diş çekimi sonrası yapılması gereken işlemler nelerdir?

Çekim yapılan bölge üzerine yerleştirilen tamponun kanamayı durdurmak amaçlı ısırılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra 24 saat süre ile çok sıcak yiyecekler, alkol-sigara ve asitli içeceklerin kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Çekim sonrasındaki gece yüksekçe bir yastıkta yatılmalı ve kesinlikle ağrı kesici olarak asprin ve benzeri ilaçlar kullanılmamalıdır. Önerilen ilaçlar kullanılmalı, eğer cerrahi bir çekim veya zor bir çekim yapıldı ise çekim yapılan bölgeye aralıklı olarak buz uygulanmalıdır. Ağız suyla çalkalanmamalıdır. Hiç bir şekilde çekim yerine dokunulmamalı, yara bölgesi emilip tükürülmemelidir.
Çekim sonrası iki saat kadar bir şey yenmemeli, bu süre dolduktan sonra da mutlaka ılık şeyler tercih edilmeli ve çok sıcak ya da soğuk yiyeceklerden uzak durulmalıdır. 24 saat sigara içilmemelidir. Sigara pıhtının bozulmasına ve yara yerinin iltihaplanmasına neden olur ve uzun süre ağrıya sebep olur. Çekim yeri mutlaka temiz tutulmalıdır. Çekimden 24 saat sonra, yumuşak bir diş fırçasıyla bölge yavaşça fırçalanmalıdır.

Kanamanın hafif bir sızıntı halinde 6 – 24 saat sürmesi normal kabul edilmektedir. Ancak aşırı bir kanama varsa ya da bu süre aşılmışsa mutlaka diş hekimine başvurulması gerekir.

APSE ve KİST OPERASYONLARI

– Diş kökünün yapı veya şekil bozukluğu sebebiyle kanal tedavisi’nin tam yapılamaması,
– Kanal Tedavisi sırasında alet kırıldıysa, kırılan aletin mutlaka çıkarılması gerekiyorsa, aleti çıkarmak amacıyla,
– Diş üzerinde çıkarılamayan bir restorasyonun varlığı nedeniyle kanal tedavisi yapılamaması,
– Diş kökünde kist oluşan vakalarda,
– Yapılmış kanal tedavisine rağmen hastanın ağrısının devam ettiği durumlarda,
– Diş kökünün kemik içerisindeki 1/3 uç kısmının kırılması durumlarında uygulanır.

OTOJEN KEMİK GREFTİ

Günümüzde, çene kemiklerinin rekonstrüksiyonunda otojen, doğal ve sentetik yollardan elde edilen kemik greftleri kullanılmaktadır. En iyi sonucu veren otojen greftler tercih edildiğinde, operasyon yerine komşu bölgelerden greft alınması pratik ve cazip bir seçenektir. Bu nedenle, oral cerrahide ağız içinden alınan kemik greftleri, hacim, kalite ve kansellöz kemik miktarı yönünden sınırlı da olsa sık tercih edilmektedirler.  Otojen serbest kemik greftleri, çeşitli boyutlarda partiküllerden oluşan toz halinde veya blok olarak elde edilebilirler. Ağız içi verici alanlar simfiz, ramus, korpus mandibula, mandibula alt kenarı, koronoid proçes, nazal piramit ve tüber maksilla olarak sıralanabilir. Diğer ağız içi verici sahalara gore daha çok greft elde edilebilen simfiz ve ramus bölgelerinden blok kemik grefti alınması ve partikül halinde kemik grefti elde edilmesi tercih edilen yöntemdir. Zayıf çene kemiklerinin rekonstrüksiyonunda otojen kemik grefti yöntemi kulanılmasıyla o bölgede daha geniş ve uzun, daha fazla sayıda, istenilen açıda ve daha kolay  implant yerleştirilerek estetiğin ve fonksiyonun geliştirilmesi sağlanır.

Sonuç olarak; implant uygulamalarında, kemik greftlerinin kullanımı yeterli alveolar kret yüksekliği ve genişliğinin sağlanmasına ve implantın uygun açılanmasına olanak verir. Bu uygulama implant cerrahisinin ve yapılan protetik rehabilitasyonun başarısınıda önemli derecede artırır. İyileşme sürecinin kısa olması, hasta tarafından kolay tolere edilebilmesi ve daha az rezorpsiyon görülmesi avantajlarının yanında yabancı cisim reaksiyonu görülmemesi, ekstra maliyet gerektirmemesi otojen greftlerin daha çok tercih edilmesinde önemli faktörlerdir.

Oral diagnoz, diş hekimliğinde ağız hastalıkları ile ağızda belirti veren sistemik hastalıkların teşhisi ve tedavi planlamasını üstlenmiş ana bilim dalıdır. Ağız içinde sadece çürük dişler ve iltihaplı diş etleri bulunmaz. Tüm dünyada kabul edildiği gibi çene kemikleri ve eklemi, tükürük bezleri, dil ve ağız içinde görülen tüm yumuşak doku hastalıkları, diş hekimliğini ilgilendiren konulardır.

Bu yapı ve dokular, küçük bir alanı kapsamakla birlikte, anatomik olarak karmaşık bir sistem oluştururlar. Birçok sistemik hastalık da ağız içinde önemli belirtiler göstermektedir. Örneğin, şeker hastalığında diş eti hastalığı çok çabuk ilerler. Yine ağız içinde sık ve çok sayıda çıkan aftlar, behçet hastalığının ilk belirtileri olabilir. İşte bu nedenlerden dolayı ağız içi hastalıklarının teşhisi ve tedavi planlaması ile ilgili ayrı bir ana bilim dalı doğmuş; Oral Diagnoz ve Radyoloji de bu görevi üstlenmiştir.

Pedodonti (Pediatrik/Çocuk Dişhekimliği), tanım olarak bebeklerin, çocukların ve özel ilgi gerektiren bireylerin ağız ve diş sağlığı sorunları ile uğraşan bir dişhekimliği dalıdır. Pedodonti, dişhekimliğinin yaşa bağlı olan tek dalıdır.

Pedodonti yaş ile sınırlandırılmıştır fakat pedodontistler çocukların tedavi ihtiyacına göre periodontal tedavi, dolgu ve diş çekimi gibi tüm dişhekimliği tedavilerini yapabilmektedir. Pedodontistler çocukların ilk karşılaştıkları diş hekimleridir. Bebeklikten genç erişkinliğe kadar geçen süre içerisinde tüm ağız-diş sağlığı sorunları ve koruyucu tedavileri pedodontistler tarafından yapılmaktadır. Pedodontistler ayrıca özel ilgi gerektiren; engelliler ile kronik hastalığa sahip çocukların da ağız-diş sağlığı sorunlarını çözmeye yönelik bilgi ve tecrübeye sahiptirler.

Tıpkı çocuk doktorları gibi çocuk diş hekimleri (pedodontistler) de çocuklardaki ağız ve diş sağlığı sorunlarının çözümü için uğraşırlar. Pedodontistler, çocuklardaki ağız-diş sağlığı sorunlarının çözümüne ek olarak; koruyucu diş hekimliği uygulamaları, çocuklarla iletişim kurma, diş hekimi korkusunun yenilmesine yönelik pozitif davranış yönlendirmesi ve diğer teknikler üzerine diş hekimliği eğitimine ek olarak uzmanlık eğitimi almışlardır.

Diş Filmleri (Dental Radyografi)


Ağız içi hastalıklarının -özellikle diş ve çene kemiği gibi sert doku ile ilgili olanların- teşhisinde en büyük yardımcı, dental radyografiler yani diş filmleridir.

Diş filmlerinin de en çok kullanılan iki tipi; periapikal (2-3 dişi gösteren, küçük) ve panoramik (tüm alt ve üst dişleri ve çene kemiklerinin tamamını gösteren, büyük) filmlerdir. Bilgisayar destekli bir teknik olan dijital radyografi cihazları da çok düşük radyasyon dozuyla, film görüntüsü üzerinde renk ve ışık oynamalarına imkan vererek, ayrıntılı değerlendirme yapılmasına olanak tanır. Bunların yanı sıra özellikle implant uygulamalarında ve eklem hastalıklarının teşhisinde MR ve BT de istenebilen filmlerdir.

Ağız Hastalıklarının Teşhis ve Tedavisi


Tüm bu yöntemlerle ancak 1/3’ü ağız içinde görülebilen diş yapısının, kalan 2/3’lük bölümü ve çene kemiği içinde kalan iltihabi oluşumlar ile gömülü diş gibi yapıları rahatlıkla görülüp teşhis edilebilir. İyi bir teşhis, doğru tedavi planlamasının yapılabilmesini sağlar. Böylelikle gerekli tüm tedavi ihtiyaçları erkenden belirlenir ve ileride daha büyük sorunlar oluşması önlenir.

Oral Diagnoz ve Radyoloji bölümünde, hastaların ilk kayıtları alındıktan sonra, muayeneleri ayrıntılı olarak yapılmaktadır. Daha sonra tedavi ihtiyaçlarına uygun olarak diş filmlerinden bir veya birkaçı alınmakta, tedavi planı tespit edilmektedir. Yapılan tedavi planlamasına uygun olarak, hastalar konularında uzman hekimlere yönlendirilerek tedavileri başlatılmaktadır. Hastaların tedavi planı ve süresi ile ilgili tüm sorularına cevap vermek departmanımızın görevidir. Hasta dosyasında bulunan kişisel ve tıbbi bilgiler, gizlilik politikamız gereği 3. şahıslarla asla paylaşılmaz.

Temporomandibuler Eklem (TME, Alt çene eklemi) çiğneme kaslarını tutan ağrı ve fonksiyon bozukluğu sendromudur. Eklem yüzeyi ve disk arasındaki uyum bozulmuştur. Çene eklemi bozuklukları, günümüzde yaygın bir kesimi etkisi altına almış durumdadır.

TME Bozukluklarının Belirtileri


  • Ağız açma sırasında ağrı
  • Ağız açıp kapatırken gıcırdama, klik, tıkırtı sesi
  • Ağız açmada kısıtlılık veya kilitlenme
  • Boyunda ağrı veya sertlik
  • Baş ağrısı (Migren ağrısı ile karıştırılır)
  • Çiğneme sırasında ağrı
  • Yüzde ağrı
  • Dişleri birbiri üstüne kapatırken ağrı
  • Çiğneme sırasında çenede yorgunluk hissi
  • Genellikle sabahları kalkınca çeneyi açmada güçlük ve ağrı
  • Esnemede zorluk
  • Kulak ağrıları
  • Kulaklarda çınlama, gürleme benzeri sesler
  • Üst ve alt dişlerimizin birleşme şeklinde ani değişiklik
  • Yüz kaslarındaki hiperplaziye bağlı olabilecek yüzde asimetri
  • Ağız açma sırasında çenede deviasyon (kayma)
  • Kulakta tıkanma hissi ve basınç

TME’de diskin deplasmanı ya da kondil ve diskte dejeneratif değişiklikler de oluşabilir. TME’deki klinik semptomlardaki farklılıklar her zaman disk deplasmanı olarak açıklanamaz. Çiğneme kaslarının disfonksiyonu da hesaba katılmalıdır.

TME Bozukluklarının Nedenleri


  • Çenelere yada eklem bölgesine gelen direkt travma (kaza ya da darbe sonucu)
  • Tek taraflı çiğneme alışkanlığı
  • Diş eksiklikleri
  • Diş sıkma ve gıcırdatma
  • Stres, depresyon vs.
  • Fizyolojik olmayan diş kapanışı
  • Eklemin gelişimsel defektleri( hipoplaziler vs.)
  • Dejeneratif eklem rahatsızlıkları, osteoartritis, artrozis
  • Otoimmün hastalıklar, romatoid artrit, lupus
  • Bilinmeyen faktörler

TME BOZUKLUKLARININ TEŞHİS VE TEDAVİSİ


Çene eklemi bozukluklarında teşhis için muayene ile birlikte bazı yardımcı testler kullanılabilir. Ayrıca geleneksel veya bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme de sıklıkla kullanılan görüntüleme yöntemleridir. Nadiren sintigrafi veya PET tetkikleri gerekebilir.

Muayene Yöntemleri

  • Dişler ve kapanış sisteminin muayenesi
  • Çiğneme kaslarının muayenesi,
  • Çene ekleminin muayenesi

TME Tedavisi

  • Semptomların tedavisi,
  • Altta yatan nedenin tedavisi,
  • Hazırlayıcı faktörlerin ortadan kaldırılması,
  • Patolojik etkilerin tedavisi.

Tedavi Seçenekleri

  • Hasta eğitimi ve koruyucu tedavi,
  • Splint tedavisi,
  • İlaç tedavisi,
  • Egzersizler,
  • Fizik tedavi,
  • Manipülasyon,
  • Psikiyatrik destek,
  • Geç kalınmış vakalarda ileri tedaviler (cerrahi vs.)…

Tedavi Sürecinde

  • Eklemler üzerindeki yükün azaltılması çok önemlidir. Hastanın stresten uzaklaştırılması gerekir.
  • Sakız çiğnenmesi, çeneyi yoracak sert gıdalar yenmesi yasaktır.
  • Esnerken, hapşırırken ağız aşırı açılmamalı, çene elle desteklenmelidir.
  • Isırma hareketi kesinlikle yasaktır, besinler küçük parçalar halinde ağza alınır.
  • Tek taraflı çiğneme yapılmamalıdır, besinler her iki tarafta da çiğnenmelidir.
  • Ağrının çok olduğu durumlarda, doktora başvurma sürecine kadar; ağrı kesici, kas gevşetici ve antienflamatuar ilaçlara başvurulabilir.

Tedavi Sürecinin Sonunda

  • Erken ve patolojik tüberkül temasları düzeltilir.
  • Kapanış kontrol edilir, gerekiyorsa hasta ortodonti bölümüne sevk edilir.
  • Diş eksiklikleri varsa protetik tedaviler yoluyla giderilir ve nötral bir kapanış sağlanır.
  • Diş sıkma veya gıcırdatma devam ediyorsa, psikiyatri konsültasyonu istenir.

Lazer ile Tedavi

Lazer İle Tedavi

Lazer İle Tedavinin Uygulama Alanları


Lazer enerjisi diğer tıp alanlarında kullanıldığı gibi diş hekimliğinde de aktif bir biçimde kullanılabilmektedir. Son yıllara kadar sadece dişetleri gibi yumuşak doku ve beyazlatmada kullanılan lazer enerjisi, atomize su ile birleştirilip elde edilen hidrokinetik enerji sayesinde diş, kemik gibi sert dokularda da kullanılmaya başlanmıştır.

Uygulama alanları sıralamak gerekirse;

  • Lazer ile dolgu öncesi ağız hazırlığı-çürük temizlenmesi
  • Kanal tedavisi
  • Dişeti tedavileri
  • Estetik amaçlı gülme hattının düzenlenmesi (özellikle güldüğü zaman dişetleri çok görünen hastalarda)
  • Küretaj (derin dişeti temizliği)
  • Depigmentasyon (dişetlerinde oluşan pigmentlerin temizliği)
  • Yumuşak doku lezyonlarının çıkarılması
  • Aft ve uçuk tedavileri
  • Diş hassasiyetleri tedavisi (dentin kanallarının kapatılması)
  • Diş beyazlatma
  • Cerrahi tedaviler (20 yaş dişleri, implant, ağız ve çene ameliyatları gibi)
  • Biostimülasyon (cerrahi operasyon sonrasında duyulan ağrıların oluşumunun önlenmesi gibi)

Yukarıda sayılan lazer ile tedavi yöntemlerinde hastaların tedavi sonrası iyileşme süreçleri çok daha kısa olup, memnuniyetleri klasik yöntemlere göre çok daha yüksek olmaktadır.

Lazer İle Tedavinin Avantajları


Lazer ile diş tedavisinde diğer dokulara temas edilmeden çalışıldığı için ısı ve titreşim oluşmaz. Bu nedenle hastada ağrı oluşmaz ve anesteziye gerek kalmadan diş tedavileri yapılabilir. Lazerin bu özelliği anestezi yapılamayan, korkan ve ciddi bir rahatsızlığı olan hastalarda lazeri tercih sebebi yapar. Ayrıca anestezi sonrası duyulan şişkinlik, yemek yiyememe, konuşma zorluğu gibi rahatsızlıklar oluşmaz.

Hastaları rahatsız eden ve cihazlarımızdan çıkan yüksek ses lazerde yoktur. Bu nedenle hastalarımız daha konforlu bir tedavi görmektedir.

Lazer ile yapılan cerrahi tedavilerde hastada kanama oluşmaz. Ayrıca su ile çalışıldığı ve normalden daha az travma verildiği için operasyon sonrası oluşabilecek şişme, morluk gibi komplikasyonlar önlenmiş olur.

TME Bozukluklarının Belirtileri


  • Ağız açma sırasında ağrı
  • Ağız açıp kapatırken gıcırdama, klik, tıkırtı sesi
  • Ağız açmada kısıtlılık veya kilitlenme
  • Boyunda ağrı veya sertlik
  • Baş ağrısı (Migren ağrısı ile karıştırılır)
  • Çiğneme sırasında ağrı
  • Yüzde ağrı
  • Dişleri birbiri üstüne kapatırken ağrı
  • Çiğneme sırasında çenede yorgunluk hissi
  • Genellikle sabahları kalkınca çeneyi açmada güçlük ve ağrı
  • Esnemede zorluk
  • Kulak ağrıları
  • Kulaklarda çınlama, gürleme benzeri sesler
  • Üst ve alt dişlerimizin birleşme şeklinde ani değişiklik
  • Yüz kaslarındaki hiperplaziye bağlı olabilecek yüzde asimetri
  • Ağız açma sırasında çenede deviasyon (kayma)
  • Kulakta tıkanma hissi ve basınç

TME’de diskin deplasmanı ya da kondil ve diskte dejeneratif değişiklikler de oluşabilir. TME’deki klinik semptomlardaki farklılıklar her zaman disk deplasmanı olarak açıklanamaz. Çiğneme kaslarının disfonksiyonu da hesaba katılmalıdır.

TME Bozukluklarının Nedenleri


  • Çenelere yada eklem bölgesine gelen direkt travma (kaza ya da darbe sonucu)
  • Tek taraflı çiğneme alışkanlığı
  • Diş eksiklikleri
  • Diş sıkma ve gıcırdatma
  • Stres, depresyon vs.
  • Fizyolojik olmayan diş kapanışı
  • Eklemin gelişimsel defektleri( hipoplaziler vs.)
  • Dejeneratif eklem rahatsızlıkları, osteoartritis, artrozis
  • Otoimmün hastalıklar, romatoid artrit, lupus
  • Bilinmeyen faktörler

TME BOZUKLUKLARININ TEŞHİS VE TEDAVİSİ


Çene eklemi bozukluklarında teşhis için muayene ile birlikte bazı yardımcı testler kullanılabilir. Ayrıca geleneksel veya bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme de sıklıkla kullanılan görüntüleme yöntemleridir. Nadiren sintigrafi veya PET tetkikleri gerekebilir.

Muayene Yöntemleri

  • Dişler ve kapanış sisteminin muayenesi
  • Çiğneme kaslarının muayenesi,
  • Çene ekleminin muayenesi

TME Tedavisi

  • Semptomların tedavisi,
  • Altta yatan nedenin tedavisi,
  • Hazırlayıcı faktörlerin ortadan kaldırılması,
  • Patolojik etkilerin tedavisi.

Tedavi Seçenekleri

  • Hasta eğitimi ve koruyucu tedavi,
  • Splint tedavisi,
  • İlaç tedavisi,
  • Egzersizler,
  • Fizik tedavi,
  • Manipülasyon,
  • Psikiyatrik destek,
  • Geç kalınmış vakalarda ileri tedaviler (cerrahi vs.)…

Tedavi Sürecinde

  • Eklemler üzerindeki yükün azaltılması çok önemlidir. Hastanın stresten uzaklaştırılması gerekir.
  • Sakız çiğnenmesi, çeneyi yoracak sert gıdalar yenmesi yasaktır.
  • Esnerken, hapşırırken ağız aşırı açılmamalı, çene elle desteklenmelidir.
  • Isırma hareketi kesinlikle yasaktır, besinler küçük parçalar halinde ağza alınır.
  • Tek taraflı çiğneme yapılmamalıdır, besinler her iki tarafta da çiğnenmelidir.
  • Ağrının çok olduğu durumlarda, doktora başvurma sürecine kadar; ağrı kesici, kas gevşetici ve antienflamatuar ilaçlara başvurulabilir.

Tedavi Sürecinin Sonunda

  • Erken ve patolojik tüberkül temasları düzeltilir.
  • Kapanış kontrol edilir, gerekiyorsa hasta ortodonti bölümüne sevk edilir.
  • Diş eksiklikleri varsa protetik tedaviler yoluyla giderilir ve nötral bir kapanış sağlanır.
  • Diş sıkma veya gıcırdatma devam ediyorsa, psikiyatri konsültasyonu istenir.

Tüm tedavi süreçleri hakkında bilgi almak için ...